Sayfalar

Işık ve Işığın Özellikleri

1.Işık Kaynakları
Doğal Işık Kaynakları: Güneş, yıldızlar, ateş böceği
Yapay Işık Kaynakları: ateş, mum, gaz lambası, elektrik ampulü

2.Işık ve Madde
Işığı Geçiren Maddeler: Cam, su, hava gibi maddeler ışığı geçirir.Işığı geçiren maddelere saydam maddeler denir. 
Buzlu cam, yağlı kağıt gibi maddeler yarı saydam maddelerdir.
Işığı geçirmeyen maddeler: Mukavva, tahta, metal levha gibi maddeler ışığı geçirmez.Işığı geçirmeyen maddelere opak maddeler denir.
Işığın Maddeye Etkileri:Işık etki ettiği maddelerin rengini, tadını ve kokusunu değiştirir.
Elma,domates,biber gibi meyve ve sebzeler güneş ışığında kızarır.Kumaş,halı vb. ise solar.
Işığın Geçişine Madde Kalınlığının Etkisi: Saydam ve yarı saydam maddelerin kalınlığı arttıkça ışığı daha az geçirir.Yeterince arttığında ise ışığı hiç geçirmez.
3.Işığın Yayılması
Işığın yayılması doğrusaldır.Bir ışık kaynağından çıkan ve ışığın yolunu belirten doğrulara ışık ışınları denir.
Işık ve GölgeBir ışık kaynağından çıkan ışığın, bir kısmının, ışığı geçirmeyen bir cisim tarafından engellenmesi sonucu gölge oluşur.Gölge, ışığın doğru yolla yayıldığını gösterir.
Ay TutulmasıDünya ve ay, Güneş’in etrafında dolanırken bazen güneş, dünya ve ay aynı doğrultuda olur. Ay, Dünya’nın gölgesinde kalır ve görünmez. Buna ay tutulması denir.
Güneş Tutulması:Ay, güneş ile dünya arasına girdiğinde Ay’ın gölgesi Dünya’nın bir bölümünü kapatır. Dünya’nın o bölgesi Güneş’ten tam ışık alamaz. Bu olaya güneş tutulması denir.


4.Işığın Yansıması:  Işığın bir yüzeye çarpıp geri dönmesine yansıma denir.Işık kaynağı olmayan cisimlerin üzerine düşen ışık, yansıyıp gözümüze ulaşarak cismin görünmesini sağlar.Işık kaynağını göremediğimiz halde, ışığı yansıtan cismi görürüz.Işık, pürüzlü yüzeye çarparsa dağınık, düz yüzeye çarparsa düzgün yansır.
Gelen Işın, Yansıyan Işın, Normal: Işık kaynağından aynaya gelen ışığa gelen ışın, aynadan yansıyarak giden ışığa yansıyan ışın denir.Gelen ışının aynaya değdiği noktada, ayna yüzeyine dik olarak çizilen doğru parçasına normal denir.
Yansımanın Yaşamımıza Olumlu Etkileri:Yansıma, cisimleri görmemizi sağlar. Otomobillerde bulunan aynadan, yansıma sonucu, arkadan gelen diğer araçları görebiliriz. Bunlar olumlu etkilerdir.
Yansımanın Yaşamımıza Olumsuz Etkileri:Ormanlara atılan cam ve parlak metal gibi maddeler ışığı yansıtarak kuru yaprakları tutuşturup yangına sebep olabilir.Çok parlak yüzeylerden yansıyan ışınların gözleri yorması da olumsuz etkilerdir.

Düz Aynada GörüntüBir düz aynada, cismin aynaya olan uzaklığı ile görüntünün aynaya olan uzaklığı birbirine eşittir.Aynı zamanda cismin boyu, cismin görüntüsünün boyuna eşittir.Düz aynaya yaklaşınca, görüntümüz de yaklaşır. Uzaklaşınca görüntümüz de uzaklaşır.
    



Çukur Aynada GörüntüGörüntü büyük ve terstir.Ekran üzerine düşürülebilen görüntülere gerçek görüntü denir.Görüntünün aynaya olan uzaklığı cismin aynaya olan uzaklığından daha büyüktür.

Çukur Aynada Görüntünün Oluşması: Cisim merkezle odak arasında ise görüntü merkezden uzakta;cisimden büyük, ters ve gerçek oluşur.
Cisim merkezden uzakta ise,görüntü merkez ile odak noktası arasında, cisimden küçük, ters ve gerçektir.
Cisim odakta ise görüntü oluşmaz

Cisim ayna ile odak arasında ise görüntü cisimden büyük, düz ve gerçek değildir.
Tümsek Aynada YansımaTümsek aynaya paralel olarak gelen ışınlar, birbirinden uzaklaşarak yansır.Yansıyan ışınların uzantılarının aynanın arkasında kesiştiği nokta, tümsek aynanın odak noktasıdır. 

Tümsek Aynada GörüntüCismin görüntüsü daima aynanın gerisinde ve düzdür. Cisim aynaya yaklaştıkça görüntü de aynaya yaklaşır ve büyür. Görüntünün boyu, cismin boyundan her zaman küçüktür. Görüntüler gerçek değildir.

Aynaların Kullanıldığı yerler
a.Düz Aynalar:Evlerde, kuaför, terzi, ve giyim mağazalarında kullanılır.
b.Çukur Aynalar:Otomobil farlarında, ışıldaklarda, teleskoplarda, diş hekimliğinde kullanılır.

c.Tümsek Aynalar:Otomobil dikiz aynalarında, tıpta kulak, burun, boğaz boşluklarının incelenmesinde, teleskoplarda kullanılır.

Işık ve Özelikleri Video

Güneş Sistemi ve Ötesi

Yıldız, ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluşan,[1] yoğun ve karanlık uzayda ışık saçan gökyüzünde bir nokta olarak görünen plazma küresi. Bir araya toplanan yıldızların oluşturduğu gökadalar gözlemlenebilir evrenin hâkimidir. Dünya'dan çıplak gözle görülebilen yaklaşık 6 bin dolayında yıldız vardır ve Dünya'ya en yakın yıldız, aynı zamanda Dünya üzerindeki yaşamın kaynağı da olan Güneş'tir.[1]
Takımyıldız, gökyüzünün (veya gök kürenin) bölündüğü 88 alandan her birine verilen isimdir. Terim genellikle, yanlış bir biçimde, görünüşte birbiriyle ilgili gözüken yıldız gruplarını tanımlamak için kullanılır.
Bazı ünlü takımyıldızlar, çeşitli nesnelere benzetilen parlak yıldız düzenlerine sahiptir. Örnek olarak, bir avcı figürünü çağrıştıran Avcı Takımyıldızı (Orion) ve aslan figürü çağrıştıran Aslan Takımyıldızı (Leo) verilebilir. Eski gök bilimciler bu şekilleri efsanelerdeki belirli hayvanlara ve kahramanlara benzetmiş ve bunların tanrılarca gökyüzüne çıkarıldıklarına inanmışlardır. Takımyıldızların büyük bölümünü, eski Yunanlılar ve Romalılar adlandırmıştır,[2] ama onlar da bu adları Babilliler'den almış olabilirler.[3] Takımyıldızların oluşturduğu bu şekiller geceleri gökyüzünde incelenecek olursa, gözlemlenen şekillerin benzetilen nesnelerle arasındaki ilişkiyi fark etmek kolay olmayabilir.[3]
Kuyruklu yıldızlar, "kirli kartopu" ya da "buzlu çamur topu" olarak anılırlar. Buz (su ve donmuş gazlar) ve (bir nedenle güneş sisteminin oluşumu sırasında gezegenlerde yoğunlaşamamış) kozmik toz karışımından oluşurlar.[4]
Güneş sisteminin diğer küçük cisimlerinin aksine, kuyrukluyıldızlar antik çağlardan beri bilinmektedir. Çin kayıtlarına göre Halley kuyrukluyıldızı MÖ. 240 yılından beri tanınmaktadır.[4] 1995 yılı itibariyle 1024 kuyrukluyıldız kataloglanmış ve yörüngeleri (kabaca da olsa) hesaplanmıştır. Bunlardan 184'ü periyodik kuyruklu yıldızdır (yörünge dönemleri 200 seneden azdır.) Mutlaka bunların dışında kalan pek çoğu da periyodik kuyrukluyıldızdır, ancak yörüngeleri yeterli hassasiyetle tanımlanamadığından kesinleştirmek mümkün olmamaktadır.[4]
Gök taşı ya da meteor, uzaydan Dünya yüzeyine düşen maddelerin genel adıdır. Dünya atmosferine ortalama olarak yılda birkaç bin göktaşı girer. Ancak bunların beş yüz kadarı buharlaşmadan, yere gök taşı olarak düşer. Göktaşları, Dünya atmosferine saniyede 11–72 km arasında değişen bir hızla girerler. Sürtünmeden meydana gelen ısıdan dolayı büyük bir kısmı eriyerek toz parçacıkları halinde yeryüzüne inebilir. Büyük göktaşları atmosferde gözlenebilir.[5]
Mikrometeorlarsa bilhassa uyduları tehdit eden milimetrenin kesri büyüklüğünde olabilen parçacıklardır.[5]

Gezegen veya planet, Güneş'in etrafında dolanan gökcismidir.[kaynak belirtilmeli] Dar anlamıyla, Güneş Sistemi içinde, Güneş'in doğrudan uydusu olan ve Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından bu tanıma uygun bulunmuş 8 gök cismini belirlemede kullanılır. Güneş Sistemi'nde, resmi olarak kabul edilen 'sekiz gezegen'den başka, bu cisimlerle boyut, yörünge ve fiziksel özellikler açısından aynı gruba konabilecek yeni gök cisimlerinin keşfedilmesi, bir yandan da başka yıldızların etrafında da Güneş Sistemi gezegenlerine benzer gök cisimlerinin dolandığının saptanması, 'gezegen' tanımının sınırlarının bulanıklaşmasına neden olmuştur.[6] Uluslararası Gökbilim Birliği'nin (IAU), 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi'nin 8 gezegeni, Güneş'e yakınlık sıralarına göre şunlardır:
 Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün
Işık yılı, (sembol: IY, İng. light year (ly)), ışığın bir yılda boşlukta aldığı mesafedir. Astronomik birim'e kıyasla büyük bir uzunluk birimidir, bu sebeple genellikle yıldızlar arası mesafeleri ölçmekte kullanılır. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), yıl birimi olarak Jülyen yılı'nın kullanılmasını önermektedir.[7] Buna göre bir Jülyen yılı 365.25 gün ya da 31,557,600 saniyedir.[7]
Güneş Sistemi; Güneş ve onun çekim etkisi altında kalan sekiz gezegen ile onların bilinen 166 uydusu,[8] beş cüce gezegen (Ceres, Plüton, Eris, Haumea, Makemake) ile onların bilinen altı uydusu ve milyarlarca küçük gök cisminden oluşur. Küçük cisimler kategorisine asteroitler, Kuiper kuşağı nesneleri, kuyrukluyıldızlar, gök taşları ve gezegenlerarası toz girer.
Güneş Sistemi; Güneş, dört Yer benzeri iç gezegen, küçük, kaya ve metal içerikli asteroitlerden oluşan bir asteroit kuşağı, dört gaz devi dış gezegen, ve Kuiper kuşağı denen buzsu cisimlerden oluşan ikinci bir kuşaktan ibarettir. Kuiper kuşağının ötesinde ise seyrek disk, gündurgun (heliopause) ve en son olarak da varsayımsal Oort bulutu bulunur.
Güneş'ten olan uzaklıklarına göre gezegenler sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Bu sekiz gezegenin altısının çevresinde doğal uydular döner. Ayrıca dış gezegenlerin her birinin toz ve diğer parçacıklardan oluşan halkaları vardır. Dünya dışındaki tüm gezegenler adlarını Yunan ve Roma mitolojisi'nin tanrılarından alır. Beş cüce gezegen ise; Kuiper kuşağında yer alan Plüton, Haumea ve Makemake; asteroit kuşağındaki en büyük cisim olan Ceres ve seyrek diskte yer alan Eris'tir. Eris bilinen en büyük cüce gezegendir.
İç Güneş Sistemi, Yer benzeri gezegenlerin ve asteroit kuşağının bulunduğu bölgeye verilen addır. Asıl olarak silikatlar ve metallerden oluşan bu bölgedeki gök cisimleri Güneş'e oldukça yakındır. Bu bölgenin yarıçapı, Jüpiter ile Satürn arasındaki uzaklıktan küçüktür. Eskiden bu bölgeye iç uzay, asteroit kuşağının ötesindeki bölgeye de dış uzay denmekteydi.
Dört iç gezegen yoğun, kayaç bir yapıya sahiptir. Doğal uyduları ya çok azdır ya da hiç yoktur. Gezegen halkaları bulunmaz. Yüksek ergime noktasına sahip olan minerallerden oluşmuştur. Silikatlar katı taşküreyi ve yarı akışkan mantoyu oluşturur. Demir ve nikel gibi metaller ise gezegenlerin çekirdeğini oluşturur. İç gezegenlerden üçünün (Venüs, Dünya ve Mars) önemli birer atmosferi vardır. Hepsinde gök taşlarının oluşturduğu kraterler ve yanardağlar ile yarık vadiler gibi tektonik yüzey şekilleri bulunur.
Merkür
Merkür (0,4 AB) Güneş'e en yakın ve en küçük (0,055 Dünya kütlesi) gezegendir. Doğal uydusu yoktur ve gök taşı kraterlerinden başka bilinen tek jeolojik özelliği; büyük bir olasılıkla oluşumunun başlarında geçirdiği büzülme döneminde oluşmuş olan "kırışıklık sırtları"dır.[9] Merkür'ün önemsenmeyecek kadar az olan atmosferi Güneş rüzgârı nedeniyle yüzeyinden kopan atomlardan oluşur.[10] Görece büyük demir çekirdeği ve ince mantosu henüz tam olarak açıklanamamıştır. Varsayımlar arasında, büyük bir çarpışma nedeniyle dış katmanlarından kurtulduğu ve genç Güneş'in enerjisi yüzünden tam olarak kaynaşma yoluyla büyüyemediği vardır.[11][12]
Venüs Venüs (0,7 AB) boyut olarak Dünya'ya yakındır (0,815 Dünya kütlesi) ve Dünya'ya benzer şekilde demir çekirdeğin çevresinde kalın silikat bir mantosu, önemli ölçüde bir atmosferi vardır, ayrıca iç jeolojik etkinliğin varlığına dair kanıtlar mevcuttur. Ancak Dünya'dan çok daha kurudur ve atmosferi doksan kat daha yoğundur. Venüs'ün doğal uydusu yoktur. Yüzey sıcaklığı 400 °C'nin üzerindedir, muhtemelen atmosferdeki sera gazları miktarının sebep olduğu bu durum Venüs'ü en sıcak gezegen yapar.[13] Günümüzde jeolojik etkinlik olduğuna dair kesin kanıtlar bulunmamakla birlikte, Venüs'ün önemli ölçüde bir atmosferi oluşturacak manyetik alanı olmamasından dolayı, varolan atmosferin ancak volkanik patlamalarla yenilendiği sanılmaktadır.[14]
Dünya Dünya (1 AB) iç gezegenlerin içinde en büyük ve en yoğun olandır. Jeolojik etkinliği devam ettiği ve üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegendir. Sıvı suküresi (hidrosfer) Yer benzeri gezegenler arasında eşsizdir ve levha hareketlerinin gözlemlendiği tek gezegendir. Dünya'nın atmosferi diğer gezegenlerin atmosferlerinden tamamen farklıdır, yaşamın olması nedeniyle 21% serbest oksijen içerecek şekilde değişmiştir.[15] Güneş Sistemi içindeki Yer benzeri gezegenler arasında tek büyük doğal uyduya, Ay'a sahip olan gezegendir.
Mars Mars (1,5 AB) Dünya ve Venüs'ten küçüktür (0,107 Dünya kütlesi). Çoğunlukla karbon dioksitten oluşan önemli bir atmosferi vardır. Olympus Mons gibi yanardağlar ve Valles Marineris gibi yarık vadilerle kaplı olan yüzeyi çok yakın zamanlara kadar jeolojik etkinliğin devam ettiğini göstermektedir.[16] Mars'ın iki çok küçük doğal uydusu vardır. Deimos ve Phobos'un Mars'ın çekimine kapılmış olan asteroitler olduğu düşünülmektedir.[17]
Güneş Sistemi'nin orta bölgesinde gaz devleri ve bunların gezegen boyutunda uyduları yer alır. Centaurlar gibi birçok kısa dönemli kuyruklu yıldız da bu bölgede bulunur. Bu bölgeye bazen "Dış Güneş Sistemi" de denir ancak bu terim son zamanlarda Neptün ötesindeki bölge için kullanılmaktadır. Bu bölgede bulunan katı gök cisimleri İç Güneş Sistemi'nin kayalıklı üyelerinden daha yüksek oranda "buz" içeren (su, amonyak ve metan) bir yapıya sahiptir.
Dört dış gezegen ya da gaz devi Güneş'in çevresindeki yörüngede dönen kütlenin %99'unu oluşturur. Jüpiter ve Satürn'ün atmosferleri asıl olarak hidrojen ve helyumdan oluşur. Uranüs ve Neptün'ün atmosferlerinde yüksek yüzdelerde su, amonyak ve metan "buz"u bulunur. Bazı gök bilimciler bu iki gezegenin "buz devi" adı verilen başka bir sınıfta değerlendirilmesini önermiştir.[54] Gaz devlerinin dördünün de gezegen halkaları vardır ancak sadece Satürn'ün halkaları Dünya'dan kolaylıkla gözlemlenmektedir.
Jüpiter Jüpiter (5,2 AB), diğer gezegenlerin tüm kütlesinin 2,5 katına denk gelen 318 Dünya kütlesiyle en büyük gezegendir. Asıl olarak hidrojen ve helyumdan oluşmuştur. Jüpiter'in kuvvetli iç ısısı atmosferinde bulut kuşakları ve Büyük Kırmızı Leke gibi yarı kalıcı oluşumlara neden olur. Jüpiter'in bilinen altmış üç doğal uydusu vardır. En büyük dört uydusu Ganymede, Callisto, İo, ve Europa yanardağ oluşumu ile içeriden ısınma gibi özellikler bakımından Yer benzeri gezegenler ile benzerlikler gösterir.[18] Güneş Sistemi'nin en büyük doğal uydusu Ganymede Merkür'den daha büyüktür.
Satürn Satürn (9,5 AB), geniş halkaları ile tanınır ve atmosferik içeriği gibi çeşitli noktalarda Jüpiter ile benzerlik gösterir. Satürn'ün kütlesi çok daha azdır (95 Dünya kütlesi). Satürn'ün altmış bilinen ve üç tane doğrulanmamış doğal uydusu vardır. Bunların ikisi Titan ve Enceladus buzdan oluşmalarına rağmen volkanik etkinlik gösterir.[19] Titan, Merkür'den daha büyüktür ve Güneş Sistemi'nde önemli bir atmosfere sahip olan tek uydudur.
Uranüs Uranüs (19,6 AB), dış gezegenlerin en hafifidir (14 Dünya kütlesi). Gezegenler arasında tutulum çemberi ile doksan derecenin üzerinde açı yapan eksenel eğikliğe sahip tek gezegendir, Güneş'in etrafında yan yatmış olarak döner. Çekirdeği diğer gaz devlerine göre daha soğuktur ve uzaya çok az ısı yayar.[20] Uranüs'ün yirmi yedi bilinen doğal uydusu vardır. Bunlar arasında en büyükleri Titania, Oberon, Umbriel, Ariel ve Miranda'dır.
Neptün Neptün (30 AB), Uranüs'ten biraz küçük olmasına rağmen daha ağır (17 Dünya kütlesi) ve yoğundur. Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.[21] Neptün'ün bilinen on üç doğal uydusu vardır. En büyüğü Triton sıvı nitrojenden kaynaçları ile jeolojik olarak etkindir.[22] Triton, geri devimli yörüngeye sahip olduğu bilinen tek doğal uydudur.
Uydu, bir gezegenin ya da başka bir uydunun etrafında belirli bir yörüngede dönen gök cismi. Yapay uydulardan ayırmak amacıyla doğal uydu veya tabii uydu olarak da adlandırılır. Dünya'nın tek doğal uydusu Ay'dır. "Ay" sözcüğü, cins isim olarak doğal uydu anlamında da kullanılır.
Galaksi veya gök ada, kütleçekim kuvvetiyle birbirine bağlı yıldızlar yıldızlararası gaz, toz ve plazmanın meydana getirdiği yıldızlararası madde[23] ve şimdilik pek anlaşılamamış karanlık maddeden[24] oluşan sistemdir. Tipik galaksiler 10 milyon (cüce galaksi)[25] ile bir trilyon (dev galaksi)[26] arasındaki miktarlarda yıldız içerirler[27][28] ve bir galaksinin içerdiği yıldızların hepsi o galaksinin kütle merkezini eksen alan yörüngelerde döner. Galaksiler çeşitli çoklu yıldız sistemlerini, yıldız kümelerini ve çeşitli nebulaları da içerebilirler.[23][29] Çevresinde gezegenler ve asteroitler gibi çeşitli kozmik cisimler dönen Güneş, Samanyolu galaksisindeki yıldızlardan yalnızca biridir.
Astronomik birim (Simgesi:AU), gökbilimde kullanılan bir uzaklık birimi. Bir astronomik birim Güneş'in merkeziyle Dünya'nın merkezi arasındaki uzaklık olan 149,6 milyon km. ya da 92,9 milyon mil'dir. Astronomik birim, evrendeki büyük uzaklıkları belirtmek için kullanılır.
Uzay ya da fezâ, Dünya'nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, gök cisimleri hariç, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen isimdir. Ortalama sıcaklığı -270 °C, mutlak sıfır noktası ise -273 santigrat derecedir.
Astronom, astrofizikçi ya da gök bilimci, astronomi ya da astrofizik üzerine araştırmalar ve çalışmalar yapan bilim insanıdır.
Teleskop, uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen astronomların kullandığı, bir rasathane cihazıdır. 1608 yılında Hans Lippershey (Hollandalı gözlük üreticisi) tarafından icat edilmiş, 1609 yılında Galileo Galilei tarafından ilk defa, gökyüzü gözlemleri yapmakta kullanılmıştır. Uzaydaki cisimlerden yansıyarak veya doğrudan doğruya gelen, gözle görülen ışık, ultraviyole ışınlar, kızılötesi ışınlar, röntgen ışınları, radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayınlar kainat hakkında bilgi toplamak için çok lüzumlu delillerdir. Bu deliller ya klasik manada optik teleskoplarla veya çok daha modern radyo teleskoplarla incelenir.
Teleskop yapı olarak objektif, oküler ve bu mercekleri muhafaza eden bir tüpten meydana gelmiştir. Objektif cinsine göre iki tür teleskop vardır. Uzaydan gelen ışıklar teleskop içinde bir aynaya çarpıp, prizmadan geçtikten sonra göze geliyorsa bu türe yansıtıcı teleskop denir. Uzaydan gelen ışıklar merceklerden doğrudan geçip göze geliyorsa bu türe de kırıcı teleskop adı verilir.[30]
Uzay teknolojisi kavramı uzaya gitme, uzay uçuşları, uzaya insan gönderme ve geri dönüşü gibi kavramları kapsar. Hava tahmini, uydu televizyonu, GPS gibi günlük kullanımdaki teknolojiler de uzay teknolojisi ilgilenir.  

KAYNAKÇA

  1. "star." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  2. "Takımyıldızların Mitolojik Öyküsü". Define Avcısı.com. Erişim tarihi: 29 Ekim 2009.
  3. "Takımyıldızların Mitolojik Öyküleri". Gökbilim Forumu. Erişim tarihi: 29 Ekim 2009.
  4. Axis Türkçe Ansiklopedi, Kuyrukluyıldızlar maddesi.
  5. "Impact crater: Identifying impact craters" (İngilizce) (HTML). İngilizce Vikipedi. 2012-08-13. Erişim tarihi: 2012-08-23.
  6. Working definition of "planet" from IAU WGESP — the lower bound remained a matter of consensus in February 2003* Steven Soter's article "What is a Planet" in Scientific American, January 2007, pp 34-41.
  7. IAU ve astronomik birimler
  8. Scott S. Sheppard. "The Jupiter Satellite Page". University of Hawaii. Erişim tarihi: 2006-07-23.
  9. Schenk P., Melosh H.J. (1994), Lobate Thrust Scarps and the Thickness of Mercury's Lithosphere, Abstracts of the 25th Lunar and Planetary Science Conference, 1994LPI....25.1203S
  10. Bill Arnett (2006). "Mercury". The Nine Planets. Erişim tarihi: 2006-09-14.
  11. Benz, W., Slattery, W. L., Cameron, A. G. W. (1988), Collisional stripping of Mercury's mantle, Icarus, v. 74, p. 516–528.
  12. Cameron, A. G. W. (1985), The partial volatilization of Mercury, Icarus, v. 64, p. 285–294.
  13. Mark Alan Bullock (1997) (PDF). The Stability of Climate on Venus. Southwest Research Institute. Erişim tarihi: 2006-12-26.
  14. Paul Rincon (1999). "Climate Change as a Regulator of Tectonics on Venus" (PDF). Johnson Space Center Houston, TX, Institute of Meteoritics, University of New Mexico, Albuquerque, NM. Erişim tarihi: 2006-11-19.
  15. Anne E. Egger, M.A./M.S.. "Earth's Atmosphere: Composition and Structure". VisionLearning.com. Erişim tarihi: 2006-12-26.
  16. David Noever (2004). "Modern Martian Marvels: Volcanoes?". NASA Astrobiology Magazine. Erişim tarihi: 2006-07-23.
  17. Scott S. Sheppard, David Jewitt, and Jan Kleyna (2004). "A Survey for Outer Satellites of Mars: Limits to Completeness". The Astronomical Journal. Erişim tarihi: 2006-12-26.
  18. Pappalardo, R T (1999). "Geology of the Icy Galilean Satellites: A Framework for Compositional Studies". Brown University. Erişim tarihi: 2006-01-16.
  19. J. S. Kargel (1994). "Cryovolcanism on the icy satellites". U.S. Geological Survey. Erişim tarihi: 2006-01-16.
  20. Hawksett, David; Longstaff, Alan; Cooper, Keith; Clark, Stuart (2005). "10 Mysteries of the Solar System". Astronomy Now. Erişim tarihi: 2006-01-16.
  21. Podolak, M.; Reynolds, R. T.; Young, R. (1990). "Post Voyager comparisons of the interiors of Uranus and Neptune". NASA, Ames Research Center. Erişim tarihi: 2006-01-16.
  22. Duxbury, N.S., Brown, R.H. (1995). "The Plausibility of Boiling Geysers on Triton".
  23. "Galaxy" (İngilizce). Encyclopædia Britannica. Erişim tarihi: 2010-01-25.
  24. Hupp, E.; Roy S., Watzke M. (2006-08-21). "NASA Finds Direct Proof of Dark Matter". Erişim tarihi: 2010-01-12.
  25. "Unveiling the Secret of a Virgo Dwarf Galaxy". European Southern Observatory. 2000-05-03. Erişim tarihi: 2010-01-12.
  26. "Hubble's Largest Galaxy Portrait Offers a New High-Definition View". NASA. 2006-02-28. 2007-01-03 tarihinde erişildi.
  27. "Unveiling the Secret of a Virgo Dwarf Galaxy". ESO. 2000-05-03. [ http://www.eso.org/outreach/press-rel/pr-2000/pr-12-00.html. 2010-01-13 tarihinde erişilmiştir. ]
  28. "Hubble's Largest Galaxy Portrait Offers a New High-Definition View". NASA. 2006-02-28.
  29. "Milky Way Galaxy" (İngilizce). Encyclopædia Britannica. Erişim tarihi: 2010-01-25.
  30.  Kolektif. "Cilt:9". Fabbri Bilim ve Teknik Ansiklopedisi. Serhat Kitap Yayın Dağıtım.